MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Cumhur Bulut: Soyer’in şifresi, sol küreselcilik 4.0 ve kapıdaki tehlike Aslında onu anlamak çok kolay… Ayrıca bir dekodere ihtiyaç yok.

Yapacaklarının şifreleri, yaptıklarının manası ve geriye gidersek de nereden geldiğine baktığınızda sizin de elinizde bir “Tunç Soyer’i Anlama Kılavuzu” oluşur…

Cüreti, cesareti ve dahi karakteristik hususiyetleriyle Tunç Soyer aslında tam anlamıyla bir “labora-tip”…

Ama biz onu laboratuvara sokmadan kafasının arkasındakileri, gizli ajandasını veya birilerine verdiği sözleri pek tabii ortaya çıkarabiliriz.

Hele hele Milli-Ulusal Meselelerdeki tavrını, hissettirmeden Türkiye’nin surlarında nasıl gedikler açtığını; bu yaptıklarını da nasıl mubah, masum ve makul gösterdiğini anlayabiliriz.

Fakat burada bir parantez açmak istiyorum. Belki de bu yazacaklarım Tunç Soyer’in örselediği İzmir’den daha önemlidir. Onu da bilmiyorum.

(Şöyle ki; Etrafında bulunan yakınlarından -ki bu etraf artık ilk halkadan ikinci ve üçüncü kademeye doğru atılmıştır- hiç kimse Soyer’in bu aykırı çıkışlardan memnun değildir.Fakat neden bu Adamlar sessizdir?..) Muammayı burada bırakıp parantezi kapattım.

Gelelim tekrar Tunçyüs Aurilyus Comedus’a…

İzmir gibi Atatürk’e, milli değerlerine bağlı ve ulusal çıkarları her kıymetin önünde tutan bir şehirde Tunç Soyer neden gayr-ı milli adımlar atar sizce?

Ben söyleyeyim. Çok kolay; Adam zaten o yolun yolcusu hatta o yolun kavşak noktasında da o yüzden…

Hepimiz dünyayı kan gölüne çeviren şu son otuz yıllık dönemde amil emperyalist fikrin “Küreselcilik” olduğuna hemfikiriz değil mi?

Hatta “Küreselcilik” sadece fikir değil yeryüzünün bugüne kadar gördüğü en büyük ve güçlü kan emici organizasyonudur. Dahası bu Emperyalist Organizasyon, içinde “sağlı-sollu, dinli ve dinsiz” birçok organizasyonu da cemetmektedir. Doğru mu? Bu da doğru…

İyi de Tunç Soyer bunun neresinde?

Cevap: içinde hem de bir aynanın tıpkı ters yansıma yapması gibi… Zıddı gibi görünse de aslında aynısı…

Bir önceki yazımda söylemiştim. Millet gerçeğini inkâr ve bu gerçeğe düşmanlık eden her fikir emperyalizmle ve Türkiye özelinde bölücülükle çok rahat buluşabilir.  Bu potanın içinde Siyasal Ümmetçiler, Komünistler, kapitalistler ve hatta Budistler de kolaylıkla yer bulabilir ve birbirleriyle kol kola olabilir.”

Eli Kanlı Bebek Katili PKK Terör Örgütü buna iyi bir örnektir mesela…

İlk kuruluş dönemlerinde Komünist-Sosyalist şu anda ise kapitalistlerin maşası olan bu vahşi örgüt beynelmilel bütün yapıların nasıl ortak hareket ettiklerinin nişanesidir.Yani emperyalizmde hele hele Türk ve Türkiye düşmanlığında sağ ve sol ya da siyasal ümmetçi, Siyonist ayrımı yoktur. Hepsi bir araya gelebilir.

Şimdi Tunç Soyer kapısını aralayalım…

Tunç Soyer gerçekten de bir mihrakın taşıdığı, o mihrakın donattığı ve kolladığı bir figürdür.

Bunu nereden anlıyoruz?

Tabii ki yazdığı bir makaleden…

Birçoğumuzun gözden kaçırdığı; Birçoğumuzun görmezden geldiği, Birçoğunun da, nasıl da golü attık dediği bir Tunç Soyer makalesinden…“Sosyal Demokrasi 4.0: Yeni Kentsel Gündem” adlı bir “Küresel sözleşmeden!!!.

“Sakın haberim yoktu, aa ben bilmiyordum” diyerek hemen Google araması yapmayın! Önce bu yazıyı bitirin sonra rahat rahat okursunuz?

Ne zaman yazıyor bunu Soyer? Milattan Önce MXVI yıllarında…

Şaka şaka.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Adaylığı kesinleşmeden hemen önce… 13 Şubat 2019 tarihinde… Nerede neşrediliyor bu makale? Meşhur “Sosyal Demokrat Dergi” de… (Sosyal Demokrat ne demekti diye merak edenler bir önceki yazımızda anlattığımız Hans fıkrasına bakabilir).

Peki ne yazmış Soyer o makalede?

Çoğunlukla kapitalist batı ülkelerindeki kaos durumunu eleştiren yazarlara matuf birtakım öneriler…

Siyasetçilerin makale yazması hele hele konu seçimli, orjini ve neşriyatı belli bir alanda yazması çok tanıdık olduğumuz bir olay…

Batılı siyasetçilerin hepsinde bunu görürsünüz.

Aslında bu makaleler daha çok “Siyasetçi-Adayın kazandığında neler yapacağı ile ilgili birilerine verdiği sözlerdir. Yani adaylığını borçlu olduğu mihraklara karşı imzaladığı bir borç senedidir!”

Gerçekten de bu gelenek batıda böyle işler… Sözünüzü verir, makalenizi yazar ve yayınlarsınız. Bu artık sizin içinde bulunduğunuz fanusun sınırlarıdır. Programınız, postülanız ve ahdinizdir…

Bunun dışına ne çıkabilir ne de aksi bir davranışı sergileyebilirsiniz…

Soyer de makalesinde bu sözleri vermiş, “Solda, Sosyal Demokrat olarak görünerek Küreselci, millilikten uzak bir emperyal sömürge valisi anlayışında borç senedini imzalamıştır”.

“Ona ve onlara göre; dünyadaki kaos ortamının çözümünde tek çıkar yol bütünden kopan, şehir devletlerini hayata geçirmektir.” Bunu siz çok iyi bildiğimiz“ parçala yok et” ifadesiyle anlayabilirsiniz…

Bu parça ki, özelde Türkiye’nin milli hassasiyetleri en yüksek şehri İzmir’de sanki her şey çok daha güzel olacakmış gibi üniter devletten ayrı adımlar atmaktır.

İşte o yüzen Soyer makul, mubah ve masum kisvesi altında İzmir’in kendine ait bir parası olmasını, kendine ait bir bayrağı olmasını ve Türklükten çok uzak Yunan, iyon veya hangi bela ise ona tabi olmasını istemekte ve işlemektedir.

İşte o yüzden Soyer, Kadifekale’ye Yunanca Pagos ve Gaziemir’e Porta ismini vermektedir.

İşte o sebeple Soyer, Gayrı Milli bir adım olarak Üniter Türkiye Cumhuriyeti devletine savaş açarak “etnik dilleri Ankara’nın yetkisine bırakamayız” diyebilmektedir.

İşte o nedenle Soyer, kolayca Hendekçi HDP’nin kürsülerine çıkabilmekte, Kıbrıs’ı Kıbrıslılara bırakalım diyerek Atatürk’ün Milli Kıbrıs Politikasını hiçe sayabilmektedir.

Ve dahası bugün PKK ile bağı kesin olarak bilinen HDP ile İzmir Büyükşehir Belediyesi binasında “yön” toplantıları yaptırabilmektedir.

Küreselcilik… Sağı ve solu olmayan sömürgecilik…

İster Kapitalist Küreselcilik olsun ister Sosyalist-Sosyal Demokrat Küreselcilik olsun, isterse de enternasyonalist herhangi bir fikir olsun durum değişmemektedir. Küreselcilik kavram, nazariye ve uygulaması bakımında milletleri ve milli devletleri yok etmek isteyen sömürgeci bir organizasyondur. Ve bu organizasyon dünyada son yıllarda dökülen bütün kanın, topraklarından sürülen bütün insanların, Aylan Bebeklerin, sefaletin ve terörün tek müsebbibidir.” Diyerek sözü burada kesiyorum.

Ve Soyer’in yaptıklarına binaen yapacaklarına dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Umulur ki birleri nasıl oyuna geldiklerini anlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here